<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>FORYOUFORUM - Mitoloji / Arkeoloji</title>
		<link>http://www.foryouforum.com/</link>
		<description />
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 16:19:15 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.foryouforum.com/hbdvborg/misc/rss.jpg</url>
			<title>FORYOUFORUM - Mitoloji / Arkeoloji</title>
			<link>http://www.foryouforum.com/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Dahomey Mitolojisi - Mawu</title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137898&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 19:03:10 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Mawu Nedir - Mawu Hakkında - Mitoloji'de Mawu - Dahomey Tanrıçaları - Dahomey Mitolojisi Hakkında 
 
 
 
      Vodun  ve Dahomey mitolojisinde, Mawu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="left"><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Mawu Nedir - Mawu Hakkında - Mitoloji'de Mawu - Dahomey Tanrıçaları - Dahomey Mitolojisi Hakkında<br />
<br />
<br />
<br />
</font></font></font>      <font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Vodun  ve Dahomey mitolojisinde, Mawu yaratıcı baş tanrı Nana Buluku'nun  kızıdır. Yaratıcı bir tanrıça olan Mawu ay ve güneş ile de  özdeşleştirilmiştir, genelde ay-tanrıça olarak tanımlanmıştır. Bazı  mitlere göre, güneş tanrısı Lisa'nın eşi ve ikiz kız kardeşidir; diğer  mitlere göre ise Mawu ve Lisa çift cinsiyetli ve çift yönlü bir  tanrının, Mawu-Lisa, iki farklı yüzüdür, belki güneş ve ay şeklinde.  Nana Buluku'nun çocukları olan Mawu ve Lisa, Xevioso'nun ebeveynidirler.<br />
 <br />
Mawu, Mahu diye de anılır.</font></font></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>Oslem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137898</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Dahomey Mitolojisi - Nana Buluku</title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137897&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 19:02:05 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Nana Buluku Nedir - Nana Buluku Hakkında - Mitoloji'de Nana Buluku - Dahomey Tanrıları - Dahomey Mitolojisi Hakkında 
 
 
 
      Nana  Buluku (Nan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="left"><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Nana Buluku Nedir - Nana Buluku Hakkında - Mitoloji'de Nana Buluku - Dahomey Tanrıları - Dahomey Mitolojisi Hakkında<br />
<br />
<br />
<br />
</font></font></font>      <font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Nana  Buluku (Nan Nan, Nana Baruku, Nana Baluku, Na Na Baraclou,  Boucalou...), Dahomey'deki (Benin) Fon halkının ve dolayısıyla Vodun  inancının en önemli tanrısı.<br />
 <br />
Çift cinsiyetli olan Nana Buluku, Judeo-Hıristiyan tanrı anlayışındaki  gibi evreni ve evrenin içindeki her şeyi yaratan, yaratıcı tanrıdır.<br />
 <br />
Nana Buluku'nun iki kız çocuğu vardır: ay tanrıçası Mawu ve güneş tanrısı Lisa.<br />
 <br />
Nana Buluku inancı Yorùbá dinine de, eril yaratıcı Aşe'nin dişi  düşüncesi/zihni ve daha sonraki yaratıcılığın etkili nedeni olarak dahil  edilmiştir.<br />
 <br />
Nana Buluku inancı Vodun (veya Vudu) için çok önemlidir. Vodun'da Nana  Buluku Yaratıcı-Baş-Tanrı'dır, fakat dünyevi işlerle ilgilenmez, zira  Vodun inancına göre Nana Buluku dünyevi işlerle ilgilenmek için çok  önemli ve büyüktür. Vodun inancı Afrika'dan Amerika kıta ve adalarına  köle olarak götürülen topluluklar tarafından buralarda da yaygınlaştı.  Vodun inancının yaygınlaşmasıyla Nana Buluku inancı da varlığını  sürdürdü ve gelişti.<br />
 <br />
 <img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/c/c7/Nanabuluku.jpg/415px-Nanabuluku.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>Oslem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137897</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nommo'nun Gemisi Hakkında]]></title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137896&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 19:00:32 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Nommo'nun Gemisi Nedir - Nommo'nun Gemisi Hakkında - Nommo'nun Gemisi Tarihi 
 
 
 
      Nommo&#8217;nun  Gemisi, Mali Cumhuriyeti&#8217;nde yaşayan Dogon...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="left"><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Nommo'nun Gemisi Nedir - Nommo'nun Gemisi Hakkında - Nommo'nun Gemisi Tarihi<br />
<br />
<br />
<br />
</font></font></font>      <font color="RoyalBlue"><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Nommo&#8217;nun  Gemisi, Mali Cumhuriyeti&#8217;nde yaşayan Dogon yerlilerinin mitolojisinde  Sirius yıldız sisteminden Dünya gezegenine &#8220;gönderilenler&#8221;i ifade eden  bir terimdir.<br />
<br />
Nommo&#8217;nun gemisi terimi, Dogon inanışında, kimi zaman Sirius sisteminden  Dünya&#8217;ya gelen maddi bir uzay gemisinden söz ediliyormuş gibi, kimi  zaman da manevi anlamlar içeren bir sembol olarak kullanılmaktadır.<br />
<br />
Kuşaktan kuşağa aktarılagelmiş Dogon tradisyonuna göre, bu gemi, insan  soyunun birer imalat olan atalarını içermektedir. Fakat atalar gemiye  insan formunda değil tohum halinde koyulmuşlardır; geminin Dünya&#8217;ya iniş  yolculuğu boyunca, embriyonun, insan cenininin ana rahminde geçirdiği  oluşum evrelerini andıran çeşitli dönüşüm evreleri geçirirler ve gemi  yeryüzüne konduğunda gemiden insan biçimine gelmiş olarak çıkarlar.  Altmış bölmeli bu gemi yalnızca ataları değil, yirmi iki kategoride  sınıflanan &#8220;yaratılış unsurları&#8221;nı ve &#8220;kelâm&#8221;ı da içerir. Gemideki  bölmelerde tüm varlık türleri ve &#8220;oluş usulleri&#8221; vardır; fakat bunların  yalnızca bir kısmı yeryüzüne indirilmiştir, dolayısıyla insanlar  yalnızca bir kısmını bilmektedir.<br />
<br />
<img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/3e/Banani.jpg/300px-Banani.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
</font></font></font>          </font><font color="RoyalBlue"><ul><li><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Tipik bir Dogon köyü.</font></font></font></li>
</ul><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black"><br />
</font></font></font>  <font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Dogon İnanışları </font></font></font><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black"><br />
<br />
Dogon tradisyonunda Nommo&#8217;nun gemisiyle ilgili olarak belirtilen inanışlar şöyle özetlenebilir:<br />
<br />
    * Tanrı Amma dört erkek insanı dört unsurdan oluşturdu.<br />
    * Amma bu dört erkek insanın dişi ikizlerini de yaptı. En yüksek gök  katında imal edilen, yeryüzüne nakledilecek olan atalar dört çift idi.  Bu dört çift insanlığın &#8220;Oğullar&#8221; denilen sekiz atası oldular. Onlar  O-nommo&#8217;nun oğulları olarak kabul edilirler. O-nommo&#8217;nun plasentasının  temsilcisi Sirius-A yıldızıdır.<br />
    * Bu &#8220;Oğullar&#8221; gemiye tohum halinde koyuldular.<br />
    * İniş hareketine geçmeden önce gemiye Sirius-B yıldızından po  tohumu yüklendi. Amma&#8217;nın po&#8217;ya yerleştirdiği ve po&#8217;nun gemiye  boşalttığı yaratılış unsurlarının oluşturduğu bütün 22 kategoriden  oluşur.<br />
    * Amma, zamanı geldiğinde, tüm yaratmış olduklarıyla dolu gemiyi rahminden çıkarttı ve yeryüzüne indirtti.<br />
    * Gemi yeryüzüne sekiz dönemde (aşamada) indi.<br />
    * İniş hareketi sırasında &#8220;parlayan Sirius-A yol gösterdi&#8221;.  Yıldızların ilki, başlangıcı, en yüksek &#8216;Gök katı&#8217;nın merkezini  kaplayan, &#8220;yıldızların direği&#8221; olan Sirius-B yıldızıdır; Amma&#8217;nın  rahminden çıkan yıldızların sonuncusu ise, &#8220;alemin göbeği&#8221; ve  &#8220;O-nommo&#8217;nun göbek kordonunu temsil eden&#8221; Sirius-A yıldızıdır.<br />
    * Geminin iniş yolculuğu sırasında insanlar Sirius-A&#8217;nın parladığına tanık oldular.<br />
    * Gemi, inişi sırasında bir ufuktan ötekine kadar tüm göğü kaplayan bir yay oluşturmuştu.<br />
    * Gemi yere konduğunda ise insanlar ilk kez Güneş&#8217;in doğuşuna tanık oldular.<br />
    * &#8220;Güneş doğduktan sonra Sirius yol gösterdi.&#8221; Güneş sistemimiz Sirius sistemi ile evlendi.<br />
    * Oğullar en yüksek gök katından O-nommo ile çıktılar, iniş  yolculuğunda anagonno-bile oldular, yeryüzüne konarken anagonno-sala  oldular, yürümek için gemiden ayrıldıklarında ise &#8220;kişiler&#8221; haline  geldiler. Gemi yere konduğunda dünyasal kirli toprak ile Nommo&#8217;nun saf  toprağı karşılaşmış bulunuyordu.<br />
    * Geminin asılı olduğu zincirin ucu Amma&#8217;nın elinde bulunuyordu. Bu  zincir, Amma&#8217;nın &#8220;Oğullar&#8221; ve soylarından gelenler arasına yerleştirdiği  çözülmez bir bağdır.<br />
    * O-nommo aldığı kelâmı bağırarak bildirmesinden sonra, kelâmı insanlara aktarmakla da görevliydi.<br />
    * Geminin 60 bölmeli içeriğinden şimdiye dek insanlara ancak 22  kategorisi açıklanmış, verilmiştir. Kelâmın insanlığa gelecekte  aktarılacak kısmı Dünya&#8217;yı değişikliğe uğratacaktır. Nommo &#8220;kelâm&#8221; günü  yine ortaya çıkacaktır. Bir zaman gelecek, Sirius-B yıldızı vaktiyle po  tohumunun parıldamış olduğu gibi parıldayacak ve belirli bir dönem  boyunca görünür olacaktır.<br />
<br />
</font></font></font></font><font color="RoyalBlue"><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black"><br />
</font></font></font>          <font size="1"><div align="left"><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black"> Kaynakça<br />
<br />
    * Semboller Ansiklopedisi,Ruh ve Madde yayınları</font></font></font>  <font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black"><br />
    * Le Renard Pale, Marcel Griaule<br />
    * Dogonlar'da Sirius Gizemi,Alparslan Salt, Ruh ve Madde Yayınları,1984</font></font></font><br />
 </div></font></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>Oslem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137896</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Mitoloji Makemake</title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137895&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 18:57:57 GMT</pubDate>
			<description>akemake Nedir - Makemake Hakkında - Mitoloji Makemake - Mitoloji 
 
 
 
      Makemake  (Make-make ya da MakeMake olarak da yazılır) Paskalya Adası...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">akemake Nedir - Makemake Hakkında - Mitoloji Makemake - Mitoloji<br />
<br />
<br />
<br />
</font></font></font>      <font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Makemake  (Make-make ya da MakeMake olarak da yazılır) Paskalya Adası yerlileri  olan Rapanuilerin mitolojisinde insanlığın yaratıcısı, bereket tanrısı  ve &quot;Tangata manu&quot; ya da kuşadam kültünün baş tanrısıdır. Bu kült, adanın  daha çok tanınan Moai döneminden sonra gelir.<br />
 <br />
Adada bulunan taş üzeri oyma resimlerde sıkça kullanılan bir temadır.<br />
 <br />
İlk olarak 2005 FY9 olarak adlandırılan Neptün ötesi cüce gezegen  Makemake, Paskalya ile olan bağlantısından ötürü bu tanrının adı ile  adlandırılmıştır. Paskalya Adası ilk olarak Avrupalılar tarafından 1722  yılı Paskalya Pazarında bulunmuş, gezegen de 2005 Paskalyasından kısa  bir süre sonra keşfedilmiştir.<br />
 <br />
 <img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/ce/Makemake.jpeg/800px-Makemake.jpeg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <ul><li>Makemake ve iki kuşadam, kırmızı volkanik kaya üzerine oyulmuştur</li>
</ul><br />
 <img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/a/a7/Motu_Nui.jpg/398px-Motu_Nui.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <ul><li>Orongo'da kaya üzeri oyma resimler. Aşağıda Makemake, daha yukarıda iki kuşadam görünür.</li>
</ul></font></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>Oslem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137895</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mitoloji'de Cadı]]></title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137894&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 18:56:04 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Mitoloji'de Cadı Nedir - Cadı Nedir - Cadı Anlamı - Mitoloji'de Cadı Hakkında 
 
 
 
      Cadı,  birçok dinde ve mitolojide doğaüstü güçleri...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="left"><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Mitoloji'de Cadı Nedir - Cadı Nedir - Cadı Anlamı - Mitoloji'de Cadı Hakkında<br />
<br />
<br />
<br />
</font></font></font>      <font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Cadı,  birçok dinde ve mitolojide doğaüstü güçleri olduğuna inanılan kadın.  Cadılar mistik olarak bakıldığında gerçekte sadece kadınlardan oluşur.<br />
 <br />
Cadılık ve büyücülük kavramlarına da değinildiğinde, bilinenin aksine,  her büyücü kadın, bir cadı değildir, fakat bir cadı aynı zamanda iyi bir  büyücüdür. Hipnoz ve büyü arasında ne denli bir fark varsa, büyücülük  ve cadılık arasında bir o kadar fark vardır. Çünkü bir büyücü sadece  Ruhani Varlıklardan Faydalanılarak Yapılan bir sihir türünü kullanabilir  fakat bir Cadı ise hem Ruhani Varlıklardan Faydalanılarak Yapılan bir  sihir türünü hem de Ruh Gücüne Dayanılarak Orataya Konan bir sihir  türünü kullanır. Bundan dolayı bir cadı, bir büyücüden, gücün kötüye  kullanılması açısından çok daha güçlüdür.<br />
 <br />
Cadılar hakkında yapılan ve bir çok ödüle layık görülen, hikâyesini  gerçek hayattan alan, kurgu olmayan 1977 yapımı bir italyan filmi olan  Suspiria adlı filmde, cadılığın tanımı ve cadıların yaşayışları  anlatılmıştır. Mistik bilimlerle ilgilenen kişilerin ve araştırmacıların  açıkladığı günümüzdeki cadılık tanımı ise şöyledir:<br />
    « &quot;Cadılar; kötüdürler, olumsuz ve yıkıcıdırlar. Mistik bilimlere dair  uzmanlıkları inanılmaz güçlerle donatır onları. Olayların akışını ve  insanların hayatını, zarar vererek değiştirebilirler. Amaçları çok büyük  bir zenginliğe ulaşmaktır. Bu da, sadece diğerlerine zarar vererek elde  edilebilir. Onlara bir şekilde ters düşmüş kişilere acı çektirebilir,  hastalık verebilir, hatta öldürebilirler... Topluluk olarak yaşayan  kadın gurubundan oluşur ve black queen (kara kraliçe) olarak  adlandırılan, Kötülüğe büyük yeteneği olan cadı, sihir uzmanı liderleri  vardır. Bir cadı topluluğundaki bir cadı kadının, kraliçe olması için,  sihir gücünün diğerlerinden yüz kat güçlü olması gerekir. Yılanda olduğu  gibi, topluluğa güç veren şey, kraliçedir, güç liderde, baştadır.  Lideri olmayan bir topluluk başsız kobra gibidir; güçsüz ve zararsız...&quot;  »<br />
 <br />
 <br />
Mistik bilimlerle ilgilenen çoğu kişi, islam dininde olup mistizimle  uğraşan insanlar dahil, mistik bilimlerde uzmanlaşmış ve kötülüğe  kendini adamış kadınlara, yani cadılara inanırlar. Bu kişilerin mistizim  ve büyücülük - cadılık hakkındaki temel inancı şudur:<br />
    « Quoddam ubiquae, Quoddam semper, Quoddam ab omnibus, creditum est! »<br />
 <br />
    « Anlamı: Sihir her yerde, bütün dünyadadır. Bu bilinen bir gerçektir, HER ZAMAN! »<br />
 <br />
 <br />
Cadılık günümüzde bazı kişiler tarafından bir din olarak kabul görmeye  başlamış olup ve adına ingilizce witchcraft adı verilmiş olsa da aslında  cadılık sadece mistik uzmanlıkları olan ve ****fizik gibi günümüzde  halen açığa kavuşmamış bilimlerin sistemini ve formüllerini ileri  derecede bilen ve bu bilimlerde uzman olan kadınlardan ibarettir.  Witchcraft aynı zamanda cadılık sanatını uygulayan insanların bağlı  olduğu dini vurgulamaktadır. Esasında Şaman Dininin daha modernize ve  sistamatize edilmiş şekli olarak görülebilir. Eski Yunancada &quot;witch&quot;  tedavi eden iyleştiren, şifa veren insan anlamına gelmektedir.<br />
 <br />
 Etimolojisi <br />
 <br />
Cadı, dilimize Farsça'dan gelmiş bir sözcük olup; ilk anlamı &quot;Geceleri  dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak&quot;tır (TDK). İkinci  anlamı ise, &quot;Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın yada erkek&quot;  tir. Eski dilde güzel gözlü insan manasına da gelmektedir.<br />
 <br />
Cadı ile büyücülüğün arasındaki farklar ve İslam dininin cadılığa bakış açısı <br />
 <br />
Her büyücü kadın bir cadı değildir fakat bir cadı, mükemmel bir sihir  uzmanıdır. İslam dininde belirtilmiş dört tür sihir çeşidi vardır.  Büyücülük sadece c şıkkını kullanırken, Cadılık ise bunlardan b ve c  şıklından (özellikle b şıkkından) insanlara kötülük etmek amacıyla  yararlanır.<br />
 <br />
a) Keldanilerin Sihri: Bunlar yıldızlara taparlar, kainatı idare  edenlerin yıldızlar olduğunu, hayır ve şerrin onlardan geldiğini. Semavi  güçlerin yerdeki güçlerle birleşmesi sonucu mucizeler meydana geldiğini  söylerler. Bunları irşad için Allah (c.c.) İbrahim (a.s.)&#8217; ı gönderdi.  Bunlar da kendi aralarında üç sınıf idiler;<br />
 <br />
1-) Eflak ve yıldızların ebedi olduğunu söyleyenler ki; onlara &#8220;Sabie&#8221; denilir.<br />
 <br />
2-) Eflak&#8217;ın uluhiyyetine inanırlar. Bunlar her felek için yerde bir put yapmış ve ona hizmet etmiş putperestlerdir.<br />
 <br />
3-) Eflak&#8217;ı ve yıldızları yaratan birisi olduğunu ve bunun onlara  yeryüzünü idare etme hakkını verdiğini söyleyenler. Bunlar yıldızları  aracı kabul ederlerdi.<br />
 <br />
b) Ruh Gücüne Dayanılarak Orataya Konan Sihir: Buna göre insan ruhu  tasfiye ile icat etme, öldürme, bünye ve şekilde değişiklik yapma gücüne  ulaşır.<br />
 <br />
c) Ruhani Varlıklardan Faydalanılarak Yapılan Sihir: Bu da muska yapmak ve cinleri kullanmak gibi şekillerde uygulanır.<br />
 <br />
d) Göz boyamak şeklinde yapılan sihirdir. Bu da hokkabazlık, el çabukluğu ve benzeri davranışlardır.<br />
 <br />
İslam alimleri, yukarda açıklanan a maddesinde yer alanlan kişilerin  inançları açısından kafir olduklarını belirtmişlerdir. Fakat İslam  alimlerince, Cadılık gibi bir konu üstünde durulduğunda eğer, konu  kendini kötülüğe adamaksa; inanç olarak zaten bir kişi herhangi bir  madde ya da koşula bağlı olmadan Kafirdir.<br />
 <br />
Günümüzde <br />
 <br />
Günümüzde 15. yüzyılda Avrupa'daki bakış açısına göre genellikle  süpürgesi üzerinde uçarak gezinen, büyücü bir kadını temsil eder. Fakat  bu sadece hayali bir semboldür...<br />
 <br />
Cadılık Dünyada<br />
 <br />
Afrika'dan, Avrupa'ya; Hindistan'dan, Orta Doğu'ya; Dünyanın dört bir  yanında büyücülerin ve cadıların kültürlerde mevcut olduğunu  görebiliriz.<br />
 <br />
Cadılık dünyanın pek çok ülkesinde farklı adlar ve şekillerde  uygulanabilmektedir. Macumba Afrika büyüsüdür, buna karşılık Haiti  adalarında bu büyücülük sanatına verilen ismi Voodoo'dur. Cadılar  dünyadaki bütün din ve inanışların hepsine önem verir onların büyüsel  uygulamalarını kullanabilirler, fakat her büyücü kadın bir cadı  değildir, ama bir cadı, mükemmel bir sihir uzmanıdır.<br />
 <br />
Eğer ki; cadı kelimesini, süpürge ile gezinen, kafasında siyah bir  Sombrero'yu andıran şapka ile dolaşan, büyüler yapan insanlar olarak  incelemek istersek; bu inanış 15 ila 17'inci yüzyıl arasında Avrupa'da  yaşayan kendilerini cadı olarak ilan eden, dul kadınları temsil eder ki;  bu sadece hayali bir semboldür...<br />
 <br />
Bazılarına göre cadılık denen şey; dul kadınların 15. ila 17. yüzyıl  arasındaki zor yaşam koşulları altında yaşayabilmesi için yaptıkları  zoraki bir meslektir. Var olmasının ana sebebi de ekonomiktir. Kimileri,  &quot;18. yüzyılın ortası itibarıyla cadıların yerini falcılar almıştır&quot;  düşüncesine sahiptir. Tabii, bu gerçek cadılık tanımından bir hayli  uzaktır...<br />
 <br />
Cadılar konu olarak 19. yüzyılın ortalarında; Film ve Edebiyat'ın başlıca karakterleri arasına girmiştir.<br />
 <br />
Halkı sindirmeye çalışan bağnaz krallıklar kelimeyi anlamının aksi  yönünde kullanarak, bilimi ve adaleti savunan insanları suçlayıp  sindirmek için kullanmış ve sembolleştirmiştir. Bu sembolün halk  üzerinde oluşturduğu dini etkiden yararlanılmış ve aykırıların toplumdan  ayıklanması için kullanılmıstır. Avrupa'da ve Amerika'da binlerce insan  cadılık ve benzeri şuçlardan diri diri yakılmıştır fakat bu tür olaylar  gerçekte cadıların olmadığı anlamına gelmemektedir.<br />
 <br />
Galileo gibi aydınlanma çağının birçok biliminsanı ve sanatçısı  Engizisyon mahkemelerinde suçlanmış ve görüşlerini inkara zorlanmıştır.</font></font></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>Oslem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137894</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Mitolojide Bengi Su</title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137893&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 18:54:26 GMT</pubDate>
			<description>Bengi Su Nedir - Bengi Su Hakkında - Mitolojide Bengi Su - Bengi Su Anlamı 
 
 
 
      Bengi  su, abı hayat, hayat suyu ya da dirilik suyu, birçok...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="left"><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Bengi Su Nedir - Bengi Su Hakkında - Mitolojide Bengi Su - Bengi Su Anlamı<br />
<br />
<br />
<br />
</font></font></font>      <font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Bengi  su, abı hayat, hayat suyu ya da dirilik suyu, birçok söylencede adı  geçen, içen kişiye ölümsüzlük kazandırdığına inanılan efsanevî su.<br />
 <br />
Aslında ayrı ayrı mitolojik dizgelerde karşılaşılan bir anlayıştır.  Bengi su'ya, söylenceler ve mitolojik metinlerden başka dini kitaplarda,  Hızır'ın adıyla bağlı ve Musa'nın öyküsü anlatılırken karşılaşılır.  Anlatılara göre bu suyu ilk içenler Hızır ve İlyas -peygamberler-  olmuştur. Bengi su ve sonsuz yaşam aktarışıyla bağlı çok sayıda anlatı  olsa da bu anlatılar, eski yeryüzü uygarlıklarında, Gılgamış, Oğuz Han  ve İskender Zülkarneyn gibi, yalnız bir kaç kişinin adıyla bağlantılı  düşünülmüştür. Bu anlatılar arasındaki bağlılık araştırıldığında, Bengi  su ile ilgili anlatıların kökeninin Sümerler olduğu anlaşılmıştır.  Sonraki dönemlerin araştırmaları ise Bengi su ile bağlı anlatıların  kökünden daha eski geleneklerde aranması gerektiği görüşünü  doğrulamıştır.<br />
 <br />
Adına bazen 'Dirilik Suyu' denilen Bengi su, Zulmet diye tanımlanan  karanlık ve bilinmeyen bir dünyada gizlidir. İskender'de Bengi suyunun  peşinden Zulmet'e kadar gider, ancak onu elde etmeyi başaramaz. Onun  adıyla ilgili Bengi su, yaratıcı başlangıç sayılan ilk karmandan (kaos -  sudan), dirilik verme, sonsuz yaşatma, ölümsüzleştirme imlerini alıp,  kendinde saklamıştır. Bu anlamda Bengi suyu simgesinde, yaratılış  mitinde olan başlangıç gibi, ilk suyun izlerini bulmak mümkündür. Yani,  suyun varlığa yaşam veren gücü, çeşitli inanç dizgelerinde onun,  sonsuzluğa kavuşturan ve ölümsüzlük kazandıran güç olduğuna dair  görüşlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.<br />
 <br />
Bengi suyunun yaşam verme gücü üstüne ilk düşüncelere anlatılarda  rastlanır. Örneğin ölen kahramanın üstüne su serpilmesiyle, hapşırıp  ayağa kalkması, karşılaşılan konulardan biridir. Söylence ve  anlatılarda, bazı kahramanların Bengi su içerek ölümsüzlük kazanmaları  da sık görünür. Aşk masallarında buta alarak, inanılmaz güzelleşen  kahramanın içtiği Işık kadehi'nin de Bengi su ile dolu olduğu söylenir.  İnanışlarda Bengi suyunun eskiden gelen, karışık bir anlamı vardır. Yani  o da bir semboldür. Tasavvuf şairleri, onunla ilgili şöyle demişlerdir:  &quot;Toprağı düşen adi tohuma can veren su, dirilik suyu değilse, nedir o  zaman?&quot;<br />
 <br />
Birçok efsaneye göre ab-ı hayat sadece zulmet ülkesinde bulunur. Bazı  kaynaklarda ise kızıl denizinin derinliklerinden çıkarılan bir bitki  (galsam otu) ya da (şahı galsam) olduğunu söyler.<br />
 <br />
İran mitolojisinde dört kutsal varlığın bir araya getirilerek  kanlarından oluşturulan karanlık bir iksir olduğuna inanılmaktadır.  Bunlar; şah-ı galsam, şahmeran, imperan, zümrüd-ü anka<br />
 <br />
 <br />
 <img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/93/Lucas_Cranach_d._%C3%84._007.jpg/800px-Lucas_Cranach_d._%C3%84._007.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
 <ul><li>Alman ressam Lucas Cranach'ın betimlemesi ile bengi su</li>
</ul></font></font></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>Oslem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137893</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sümer ve Babil Mitolojisi</title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137890&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 18:44:53 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Yaratılış Efsanesi: 
 
Babil'in yaratılış destanı Enuma Eliş* tanrıların düşüşünü ve  aralarındaki ilk yabancılaşmayı* diğer pek çok dinde rastlanan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Georgia"><font size="3"><font color="Black">Yaratılış Efsanesi:<br />
<br />
Babil'in yaratılış destanı Enuma Eliş* tanrıların düşüşünü ve  aralarındaki ilk yabancılaşmayı* diğer pek çok dinde rastlanan büyük  tanrılarla genç tanrılar arasındaki savaşları anlatan hikayelere benzer  bir öyküyle aktarır. Evrensel boşlukta ilkin erkek dev Absu'yla dişi dev  Tiamat varmış* bunların birleşmesinden erkek yılan Lakamu meydana  gelmiş* yılanların birleşmesinden de gökyüzü tanrısı Anşar'la yeryüzü  tanrısı Kişar doğmuş* yeryüzüyle gökyüzü birleşerek Anum* Enlil ve Ea'yı  doğurmuşlar. Böylelikle sessizlik bozulmuş ve evrende gürültü başlamış.  Sessizliğe alışık olan Absu'yla Tiamat bu gürültüden tedirgin olmuşlar.  Absu* bütün yarattıklarını yoketmeye karar vermiş* çocuklarının yok  olmasını istemeyen Tiamat her ne kadar ona karşı koymuşsa da  dinletememiş. Ne var ki büyükbabasının bu kararını sezgileyen Ea bir  büyüyle onu yoketmiş. Kocasının yokoluşuna çok üzülen ve o oranda da çok  kızan Tiamat bir canavarlar ordusu kurarak öcalmak ve bütün tanrıları  yok etmek istemiş. Tiamat dehşet verici yaratıklardan -akrep adamlar*  kentaurlar ve başka korkunç yaratıklar- oluşan bir demon ordusunun  başına komutan olarak konkunç dev Kingu'yu getirmiş ve kader ipleri'ni  de onun eline vermiş. Tanrılar önce korkudan titremişler* sonra  çaresizlik içinde kendilerini savunmaya karar vermişler. Önce Anum ve  sonra Ea savaşı yönetmeyi denemişlerse de becerememişler ve korkup  kaçmışlar. Tiamat'la başa çıkamayacaklarını anlayan tanrılar sonunda  Marduk'a başvurmak zorunda kalmışlar. Marduk* kendisini bütün tanrıların  başkanı yapmaları ve kaderin iplerinide kendisine vermeleri şartıyla  başkomutanlığı kabul etmiş. Anum'un diplomasi yolunu denemesine karşın  Marduk güç kullanmayı seçer ve kadın ceddine alevler* fırtınalar ve  şimşeklerle saldırır. Tiamat onu yutmak üzere ağzını açar(kaos* her şeyi  silip süpüren dişi* düzen ilkesini yutarak* yeniden soğurarak* onu ilk  çıktığı yer olan ana rahmine geri göndererek yok etmeye çalışmaktadır)*  ancak Marduk* fırtınanın rüzgarını onun ağzından içeri sokarak midesine  gönderir ve bedeninin acılar içinde şişmesine neden olur. Tiamat gücünü  kaybettiği bir anda Marduk okunu çeker ve onu öldürür. Kozmosu meydana  getiren* hayat veren su aynı zamanda yok edilmesi gereken kaos* yani  Tiamat'tır.<br />
Kingu ve ordularını fazla zorlanmadan alt eden Marduk* Tiamat'ı ikiye  böler(yani Kozmos'u ayırır)* bir yarısını gökyüzüne yerleştirir ve  kendisi ve diğer tanrılar için bir saray inşa eder. Marduk şimdi evrenin  örgütlenmesini* kozmosun yaratılışını tamamlar ve fiziksel dünyayı  meydana getirdikten sonra* insanı yaratmaya koyulur. İnsanı tek bir  amaç* kendisine ve diğer tanrılara hizmet etmesi için yaratmıştır: Bu  nedenle* insanın başlıca görevi* tanrılara kurban sunmak ve tapınaklarda  çalışmaktır. Tuhaf olan şudur ki* Marduk insanları Kingu'nun kanından  yapmıştır. Bu konuyla ilgili insanın düşmüş doğasının* atalarından*  Tiamat'ın oğlu olan bu kötü prensten kaynaklandığı söylenebilir.<br />
Babil'in yeraltı tanrıları* en iyi durumda &quot;müphem&quot; sayılabilecek  özellikler sergiler. &quot;Karanlıkların kraliçesi&quot; Ereşkigal'dir. Önceden  bir gökyüzü tanrıçasıyken* canavar Kur tarafından zorla kaçırılarak  ölüler diyarına indirilmiştir ve orda Kur'un eşi olarak tahta çıkmıştır.  Tahtını* Enlil'in oğlu ve aslında bir güneş tanrısı olan Nergal ile  paylaşır. Nergal* silah olarak sıcağı ve yıldırımları kullanarak ölüler  diyarına(yeraltı dünyasına) iner ve Ereşkigal'i yok etmekle tehdit eder.  Ereşkigal yok olmaktan kurtulabilmek için onunla evlenmeye razı olur.  Bu karanlık ilahlar yıkım* salgın hastalık* savaş ve ölüm tanrılarıdır;  bununla birlikte* her ikiside ikircikli özelliklerini gerek işlerinde  (Nergal aynı zamanda iyileştirici tanrıdır) gerekse ölüler diyarına  düşen gök tanrılar olarak kökenlerinde göstermektedirler. Yıldızların  tanrıçası İştar (Sümer-İnanna) kız kardeşi olan Ereşkigal* onun  kökteşidir ve İştar'ın ölüler alemine inişiyle ilgili ünlü mit bu  ilişkiyi doğrulamaktadır. İştar tam olarak bilinmeyen nedenlerden dolayı  ölüler alemine iner -olasıki yeraltı dünyasını yönetmeyi arzulamıştır.  Ancak* anlaşılabilir nedenlerden dolayı kız kardeşi Ereşkigal'in* bu  cesareti yüzünden ona kızacağından ve onu yokedeceğinden korkar. Yedi  kapıdan geçmesi gerekir ve geçtiği her kapıda onu bir demon karşılayarak  giysilerinden bir parça soyar. En sonunda &quot;Çırılçıplak ve dizlerinin  üzerinde* Ereşkigal'le* Alt Dünya'nın en korkulan yedi yargıcı  Annunaki'nin huzuruna getirilir. Ölüm dolu bakışlarını onun üzerinde  toparlar ve o an bedeni bir cesete dönüşür; cesedi bir direğe asılır.  İştar öldüğünde* yukarıda tüm yeryüzünün dölü kesilir. Enki'nin  yardımıyla İştar yeniden canlanır* ancak ölüler aleminin kuralı odur ki*  kendi yerine bir kurban bırakmadan hiç kimse yaşama geri dönmeyecektir.  İştar yukarıya geri döndüğünde* kocası çoban Tammuz'un yaşadığı  Kullab'a gider. Temmuz(Sümerlilerde Dumuzi)* onun yokluğuna yaz tutmak  bir yana* hükümdar olmanın zevkini çıkarmaktadır. İştar ona &quot;ölümün  gözü&quot;yle bakar ve onu hiç bir zaman dönmeyeceği ölüler aleminin  demonlarına teslim eder. Cehennem burada yanlızca ölümün hüküm sürdüğü  bir bölge değil* aşk ve doğurganlık tanrıçasını tutsak ettiğinde*  dünyada kuraklık ve kısırlığada yol açabilen bir güçtür.<br />
Mezapotamya demonları genellikle tanrılardan daha az saygınlığa ve güce  sahip ikincil derece düşman ruhlardı. Zaman zaman Tiamat'ın  zürriyetinden oldukları kabul edilse de* daha sık olarak üst-tanrı  Anum'un çocukları olarak düşünülürlerdi. Dehşet verici Anunnaki'ler ise  cehennemdeki ölülerin gardiyanlarıydı. Etimmu mutsuz ölenlerin  hayaletleriydi. Utukku çöllerde ya da mezarlarda yaşardı. Diğer kötü  ruhlar* salgın hastalıkların demonları* karabasanların demonları* baş  ağrılarının demonları* fırtınaların demonları(Pazuzu) gibi ve çeşitli  hastalıkların demonlarıydı. Bu demonların en korkunçlarından biri de  Lilitu'dur. Lilitu geceleri dolaşıp &quot;succubus&quot; olarak erkeklere saldıran  ya da onların kanını içen frijit* kara kuru* kocasız &quot;umutsuzluk  bakiresi&quot;ydi. Labartu* iki elinde birer yılan taşırdı ve genellikle bir  köpek ya da bir domuz eşliğinde dolaşarak* çocuklara* annelere ve  dadılara saldırırdı. İnsanlar bunlardan korunmak amacıyla muskalardan*  efsunlardan* demon kovma dualarından ve diğer büyülerden yararlanırlar*  ancak özellikle de kendi koruyucu tanrılarına özenle ibadet ibadet edip  onların sevgisini kazanmaya çalışırlardı.<br />
<br />
<br />
Tanrılar ve Tanrıçalar:<br />
<br />
Ab-zu: (Sümer) Yeraltı tanrısı. Apsu(ya da Absu)'da denir. İlk insanlar*  yaşamın sarmal gelişimini mevsimlerde izlemişler* doğum-ölüm döngüsünü  yeraltı sularına bağlamışlardır. Yeraltı suları* ilkbaharda bütün doğaya  canlılık verirler* yazın göklere doğru yükselirler* sonbaharda  yağmurlarla yeniden insanın yaşadığı toprağa düşerler* kışın da toprağın  altındaki yerlerine dönerler. Bu döngü her yıl böylece tekrarlanır. Su  mevsimi gelince* her yl doğayı yeniden canlandırır. Bu yüzden Ab-zu*  canlandırıcı bir tanrıdır.<br />
<br />
Adad: (Mezapotamya) Hava ve gökgürültüsü tanrısı. Bu tanrı* Ramman  adıylada anılırdı. Mezapotamya çoktanrıcılığı* Sümer* Asur* Babil* Hitit  ve Fenikeliler'in ufak tefek farklarla benimsedikleri oratk  inançlardır.<br />
<br />
Adapa: (Babil) Ölümsüzlük fırsatını kaçıran insan. Mısır'da  Tel-el-Amarna mahsenlerinde çivi yazısıyla yazılmış tabletler halinde  bulunan Adapa efsanesi* insanın bir zamanlar ölümsüz olma fırsatını  yakaladığı halde nasıl elinden kaçırdığını anlatmaktadır. Efsaneye göre*  Adapa adında bir bilgin* tanrılık bilgiye eriştiği halde halde*  tanrılık ölümsüzlüğe erişemediğine yakınırmış. Bir gün kayığının  devrilmesine kızarak Güney yeli tanrısının kanatlarını kırıvermiş. Tanrı  Anum'un başkanlığında tanrılar* onu yargılamak için toplanmışlar.  Yargının sonunda Adapa'ya ölüm ekmeği yedirileceğini bilen insanların  koruyucusu tanrısı Ea* onun kulağına bu ekmeği yememesini fısıldamış.  Oysa* Adapa'nın bilgisini çok beğenen tanrılar* ona ölüm ekmeği yerine  ölümsüzlük ekmeği vermişler. Adapa* tanrı Ea'nın öğüdüne uyarak bu  ekmeği yememiş ve böylelikle insanoğluna bir daha asla bağışlanmayacak  olan ölümsüzlük fırsatını kaçırmış.<br />
<br />
Akrep İnsanlar: (Sümer)Akrep insanlar ülkesi. Tufan varsayımının ilk  biçimi Sümerler'in Gılgamış öyküsünde anlatılır. Tufandan kurtularak  ölümsüzlüğe kavuşan Utnapiştim'in oturduğu yer* Akrep ülkesini aştıktan  sonra varılan yerdir. Gılgamış* ölümsüzlüğe ulaşmanın çaresini öğrenmek  için büyük dedesi Utnapiştim'e gitmek için bu ülkeden geçer.<br />
<br />
An: (Sümer) Gök-tanrı. Anum da denir. Savaş tanrısı İştar'ın kocasıdır.  Yunanlıların Zeus'uyla eşdeğerlidir* tanrılar tanrısıdır. Sümer  inançlarında Enlil(toprak) vr Enki(okyanus) ya da Ea'yla birlikte büyük  tanrılar üçlüsünü kurarlar.<br />
<br />
Anşar: (Sümer) Gökyüzü tanrısı. Yeryüzü tanrısı tanrısı Kişar'la  birlikte dişi yılan Lakamu'yla erkek yılan Lakmu'nun çocuklarıdır.<br />
<br />
Annunaki'ler: (Sümer) İkinci derece tanrılar. Bunlar baştanrı Marduk'tan  kendilerine bir hizmetçi vermesini istemişler* o da insanı yaratmış.<br />
<br />
Arallu: (Sümer) Cehennem ülkesi. Sümer inançlarına göre* cehennem  ülkesini yöneten önce tanrıça Ereşkigal'miş* sonra çok güçlü bir tanrı  olan Nergal onunla evlenerek cehennem ülkesinin kralı olmuş.<br />
<br />
Aruru: (Sümer) Sümer tanrıçası. Sümerlerin ünlü Gılgamış destanında adı  geçen* A-Ru-Ru biçiminde de yazılıyor. Uruk kentinin genç kızları*  nişanlılarını sabahtan akşama kadar çalıştıran kral Gılgamış'ı ona  şikayet ederler. O da Gılgamış'ı başka konularda oyalasın diye Enkidu'yu  yaratır.<br />
<br />
Aya: (Babil)Güneş-tanrı Şamaş'ın karısı tanrıça.<br />
<br />
Babbar: (Mezapotamya) Güneş-tanrı. İ.Ö. III. binyılda tapılmıştır. Asur  ve Hititlerde Şamaş adını taşır. Adaletle ilgili bir tanrıdır* haksızlık  yapanları cezalandırırmış.<br />
<br />
Bel: (Babil) Tanrı. Baal deyiminin başka bir söyleyiş biçimidir. Nippul  tanrısı Enlil* Babil tanrısı Marduk bu adla anılırdı. Dişili Beltu'dur*  Yunanlılar Beltis'de derler. Daha çok Babillilerin kullandıkları Bel  deyimi* İbranice ve Fenikecedeki kullanımından farklı olarak* en büyük  kutsal tanrıyı dile getirir. Arami inançlarındaki tanrılar üçlüsü  Yarhibol ve Aglibol'daki bol deyiminin de bel deyiminin başka bir biçimi  olduğu açıktır.<br />
<br />
Belit: (Babil) Tanrı Bel'in karısı. Tanrı Bel* büyük tanrı Enlil'in adıdır.<br />
<br />
Boğa: (Sümer) Bolluk ve güçlülük simgesi. Hayvan tapımının en önemli  tanrılık hayvanlarından biri olan boğa'ya ilkin Sümer inanaçlarında  rastlamakla birlikte boğanın kutsallığı inancının hemen bütün ilkel  inançlarda yer aldığı görülür. Bütün mitolojilerde boğa* dölleme ve  kuvvet olarak erkek gücünü simgeler. Sümerlerde boğa* erkek insan başlı  olarak tasarımlanmıştır. Boğa tapımı* bütün sami dinlerinde süregelerek  Antikçağ Yunan ve Roma inançlarına kadar gelmiştir. Boğa eski Yunan'da  Zeus'ün* Roma'da Jüpiter'in simgesidir.<br />
<br />
Ea: (Sümer) Su-tanrı. Enki adıylada anılır. Sümer-Akad inançlarında  evrenin ana öğesi su'dur. Daha açık bir deyişle Sümer evreni gök (An)*  toprak (Enlil)ve su (Enki) olmak üzere üçe ayırmakla beraber bunların  temel ve tümünün yaratıcı öğesi olarak su'ya tapmışlardır. Bu bakımdan*  Ea büyük yaratıcı tanrıdır* göğü ve toprağı o yaratnıştır* aynı zamanda  tüm bilgeliktir ve bundan ötürüde büyüsel etkiler onun yardımıyla elde  edilir* yaşam kaynağı olduğundan ötürü bolluğuda simgeler. Sümer  tapınaklarında Ea'nın kendisi olarak bir kap içinde kutsal su  bulundurulurdu* bu sudan içen hastaların iyileşeceğine ve güçsüzlerin  güçleneceğine inanılırdı. Tapınak rahipleri de balık biçiminde giysiler  giyerlerdi. Hıritiyanların İsa'ya tasarladıkları balık niteliğinin de  kaynağı Sümerlerin bu inancı olsa gerektir. Sümer inançlarında Ea'dan  önce* bir su ilkesi olan Ab-zu(ya da Ab-su) inancı alır.<br />
<br />
Enkidu: (Sümer) Gılgamış'ın arkadışı. Engidu biçimindede yazılmaktadır.  Kimi incelemeciler onun bir insan olmadığını* belki de bir aslan  olduğunu ileri sürmektedirler.(Örneğin* Bkz. Challaye* Dinler Tarihi*  İstanbul 1960* s. 116). Vücudu kıllarla kaplı* çok bilgeli bir  varlıkmış. Bir başka anlatıma göre de kralı olduğu kenti kalkındırmak  isteyen Gılgamış* ülkesinin bütün erkeklerini işe koşarmış. Kadınlar  kocalarını* genç kızlar nişanlılarını göremez olmuşlar. Bu yüzden kralı*  tanrı Aruru'ya şikayet etmişler. Kadınları haklı bulan tanrı da krala  bir arkadaş yaratarak onu başka serüvenlere yöneltmek istemiş ve tanrı  Anum'a benzeyen toprak vücutlu* çok iri ve vahşi Enkidu'yu yaratmış. Bu  yaratık Gılgamış'ın yaşamında büyük çapta etken olanlardan biridir ve  sonunda da onun uğrunda ölür. Öyküye göre tanrıça İştar* krala aşık  olmuş. Ama onun bütün sevgililerini öldürdüğünü bilen Gılgamış*  tanrıçaya yüz vermemiş. İştar da ondan öç almak için üstüne azgın bir  boğayı saldırtmış. Gılgamış ancak Enkidu'nun yardımıyla boğayı  altedebilmiş. Buna çok kızan İştar da Enkidu'nun canını almış.  Enkidu'nun ölümü* Gılgamış'ın ölümden korkup ölümsüzlüğü aramasının  nedenidir. Bir başka anlatıma göre de Gılgamış* ölüler ükesinde  arkadaşıyla görüşür. Enkidu'nun ona ölümün ne denli kötü olduğunu  anlatması* Gılgamış destanı'nın en şiirli bölümüdür.<br />
<br />
Enlil: (Sümer) Yeryüzü-tanrı. Bel ya da Belum adıyla da anılır. Baal'le  birlikte bütün bu adlar* Mezapotamya'nın en büyük tanrısını dile getiren  tanrı anlamındadır. Enlil* tanrı Anum'un oğluydu* zamanla babasının  yerine geçerek baştanrı yerine yükseldi. Yeryüzüne hakim olan* onu  yöneten odur. Sümer inançlarında bir tufan meydana getirerek insanları  cezalandıran da odur. Atmosfer güçlerini de o yönetir; şimşekler  fırtınalar* onun buyruğundadır. Karısı Ninlil ya da Belit'le birlikte  Elam dağlarında oturur. Nippur sunağı ona adanmıştır. Özellikle sümerler  en çok onu saymışlar ve en çok ondan korkmuşlar. Ne var ki  Mezapotamya'nın çok uzun tarihinde tanrılar zamanla yer değiştirmekte*  oğullar babalarının yerini almaktadır. Belli bir zamanda hangi tanrı  sayılıyorsa* bütün tanrıların onun tarafından yaratıldığına  inanılmaktadır.<br />
<br />
Enzu: (Mezapotmaya) Av tanrısı Sin'in öbür adı. Mezapotamya'nın ünlü ay tanrısı Sin'e Enzu'da denir.<br />
<br />
Ereşkigal: (Sümer) Yeraltı ülkesi tanrıçası. Yeraltı ülkesi tanrısı  Nergal'in karısıdır. Sümer inançlarına göre* ilkin cehennemi (Arallu)  tek başına Ereşkigal yönetirmiş* tanrıların bir şölenine çağrılınca  cehennemden ayrılmadığı için kendi yerine bir temsilci göndermiş* bütün  tanrılar bu temsilciyi ayağa kalkıp selamlamışlar* sadece tanrı Nergal  yerinden kıpırdamamış* bunu duyan ve çok kızan Ereşkigal* tanrı Nergal'i  yakalatıp cehenneme getirmiş* ama Nergal* cehennemin için altüst ederek  Ereşkigal'i tahtından indirmiş* cehennemin kralı olmuş ve Ereşkigal'le  evlenmiş.<br />
<br />
İşkur: (Mezapotamya) Tanrı Adad'ın Mezapotamya Samilerinde kullanılan  adı. Akkad'ların Adad ve Fenike'lilerin Baal adıyla taptıkları bu  atmosfer tanrısı* Hitit'lerin Teşup ya da Tarhut adlı tanrılarıyla bir  tutulmuştur.<br />
<br />
İştar: (Mezapotamya) Savaş ve aşk tanrıça. Mezapotmaya'nın en ünlü  tanrıçasıdır* eski çağlarda onun adı tanrı anlamında kullanılırdı. Bir  çok ulusların dillerinde çeşitli adlar almıştır. Sümerler ona İnnina ya  da Nana derlerdi* kimi metinlerde Nina ya da Nane ve kimi yerde İnnanas  olarak anılmaktadır. Babiller ona Annimitu adıyla taparlar. İranlılar  onu Anahita adıyla benimsediler. Fenikeliler ona Aştar ya da Aşoret  dediler. Yunanlılar Astarte adıyla anarlar. Ona Aştart adıyla Asurlular  da tapmışlardır. Birçok metinlerde adı tanrıların kraliçesi olarak  anılır. Yahudi peygamberleri Museviliğin karşısında en büyük tehlike  olarak İştar tapımını bulmuştur ve onunla yüzyıllar boyunca savaşmıştır.  Kimi metinlerde tanrı Sin'in kızı ve Şamaş'ın kız kardeşi olarak  gösterilmiştir. Cehennem tanrıçası Ereşkigal'in de kardeşidir. Kimi  metinlerde de tanrı Temmuz'un annesi* ya da karısı* ya da sevgilisidir.  Gılgamış destanında genç krala aşık olduğu ve yüz bulamadığı için ondan  öc almaya çalıştığı anlatılır. Kimi yerlerde zevk düşkünü ve hafif  meşrep* kimi yerlerde ana-tanrıça olarak anılır. Cehennemliklere  acıyarak cehenneme inişi ve Anu'yla evlenerek göğe çıkışı öyküleri  ünlüdür.<br />
<br />
Kingu: (Sümer) Devler ve canavarlar ordusunun komutanı. Torunlarına  kızan Tiamat* devlerden ve canavarlardan bir ordu kurarak tanrılara  saldırır* bu ordunun başına getirdiği korkunç dev Kingu'ya kaderin  iplerini verir. Tanrılarda kendilerini savunmak için tanrı Marduk'u  başkomutan yaparlar. Marduk devleri yakalayıp cehenneme gönderir*  kaderin iplerini de Kingu'dan alarak kendi boynuna takar. Marduk'un  büyük ve evrensel eğemenliği böylece başlar.<br />
<br />
Kişar: (Sümer) Yeryüzü tanrı. Ünlü Sümer tanrıları Anum* Enlil ve Ea*  onun gökyüzü-tanrı Anşar'la birleşmesinden doğmuş ya da oluşmuştur.  Kişar dişi* Anşar erkektir.<br />
<br />
Lakmu: (Sümer) Erkek-yılan. Dişi-yılan Lakamu'yle birlikte dünyaya  gelmiş. Sümerlerin yaratılış tasarımlarını anlatan Enuma Eliş  (Gökyüzünde) adlı yapıta göre (bu yapıtın İ.Ö. VII. yüzyılda yazıldığı  sanılıyor) bu iki yılan Apsu'yla Tiamat'ın birleşmesinden olmuşlar. Bu  iki yılanın birleşmesinden de Aşar ile Kişar dünyaya gelmiş. Yeryüzüyle  gökyüzü böylece oluşmuş.<br />
<br />
Lilitu: (Babil) Dişi gece demonu. Rüzgarla gelen felaketler*  hastalıklar* veba ve ölümden sorumlu görülmekle birlikte* belkide daha  fazla insanların cinsel yaşamlarına müdahalede uzmanlaştıklarına  inanılır.<br />
<br />
Marduk: (Babil) Mezapotamya dininde Babil'in büyük koruyucu  tanrısıdır.Bu özelliğiyle sonunda Bel'le özdeşleştirilmiştir. Eskiçağ  çok tanrılıcığında Marduk özel bir yeri olan en büyük tanrılardan  biridir. İlkin tarım tanrısıydı* sonra İ.Ö.XX. yüzyılda kral Hamurabi  tarafındanen yüce tanrı derecesine yükseltildi* daha sonra İ.Ö.XVI.  yüzyılda kral Buhtunnasr (Nabuhodonosor) tarafından tektanrı sayıldı.Bu  açıdan bakınca Marduk tektanrıların ilkidir* Mısır'lı Amenotep IV.'ün  tektanrısı Aton (İ.Ö.XII. yüzyıl) ve Musa'nın tektanrısı Yehova (İ.Ö.  XII. yüzyıl) tarihsel süreçte onu izlemektedirler. Ne var ki Buhtunnasr*  Marduk'un tektanrı olduğu inancını sadece kendi taşımış* ulusuna yaymak  gücünü gösterememiştir. Marduk'un büyük önemi* bugün dünya uluslarını  etkileyen üç büyük dine (Yahudilik* Hristiyanlık* Müslümanlık) kaynaklık  etmiş olmasıdadır. İnançsal tarihi İ.Ö.IV. binyıla kadar iner. Eski  mezapotamya inançlarında o* özdeğe biçim veren ve detayı yaratan tanrı  sayılmaktadır. Balçıktan insanı yaratan odur. Tarım tanrısı olduğundan  ötürüde marru (bel küreği)'yla simgelenmiştir. Sümerler Amoritlere  yenilince Marduk tanrı Enlil'in de yerini almış ve bütün tanrıların en  büyüğü sayılmıştır. Sümerlerin Enuma Eliş (Gökyüzünde) sözcükleriyle  başlayan ve bundan ötürü bu adla anılan uzun yaratılış şiiri* Marduk'un  baştanrılığını şöle anlatır (Kimi incelemeciler Marduk'un bu şiire  sonradan sokulduğunu ileri sürmüşlerdir): İlk kaosun canavarı  Tiamat'ı(tuzlu suların kişileşmesi) yendikten sonra &quot;yeryüzünün ve göğün  tanrılarının efendisi&quot; olur. İnsanlarla birlikte bütün doğa* varlığını  ona borçludur. Krallıkların ve uyruklarının yazgısı onun elindedir.  Yeryüzünü de Kingu'nun kanıyla yoğurup elde ettiği balçıktan ilk insanı  meydana getirmiş. Babil Kralı Hamurabi ünlü yasalarını kendisine dikke  ettirenin Marduk olduğunu söyler* Marduk burada adelet tanrısı Şamaş  kişiliğindedir. İncelemeci Samuel Reinach* Hamurabi yazılarıyla Yahudi  yasaları arasındaki benzerliğe işaret ederek* Marduk'u Yehova'yla  aynılaştırır.<br />
Babil'deki en önemli Marduk tapınakları* Esagila ve tepesinde bir Marduk  tapınağı bulunan Etemenanki adlı ziggurattı. Esagila'da her yeni yıl  şenliğinde Enuma eliş şiiri okunurdu. Marduk'un karısı olarak en sık  anılan tanrıça Zarpanit ya da Zarbanit'ti (Zarpan Kentinin Kadını).  Marduk'un yıldızı Jüpiter* kutsal hayvanları ise at* köpek ve özellikle  çatal dilli canavardı. Marduk en eski anıtlarda* elinde üçgen bir kürek  çapayla betimlenir; bunun bereketi ve birlikteliği simgelediği  düşünülür. Yürürken ya da savaş arabasına binmiş durumda da betimlenir.  Giysisi yıldızlarla süslüdür. Elinde bir asa vardır; ayrıca yay* mızrak*  ağ ya da yıldırım taşır. Asur ve Pers kralları da yazıtlarda Marduk ve  Zarpanit'i saygıyla anmışlar* ikisinin birçok tapınağını yeniden  yaptırmışlardır.<br />
<br />
Moummou: (Sümer) Sonsuzuk-tanrı. Kimi metinlerde Apsu'yla Tiamat'ın  oğlu* kimi metinlerde de Apsu'nun veziri olarak gösterilmektedir. Mummu  biçiminde de yazılıyor.<br />
<br />
Nana: (Sümer)Ana-tanrıça Kybele'nin adlarından biri. Nina ve İnnina da  denir. Akad'lar kendi dillerinde onu aynı anlamda İştar sözcüğüyle  çevirmişlerdir. Ana ve Anna sözcükleri de bu kökten türemedir.  Mezapotamya mitolojisinde Nane adıyla tanrı Enzu'nun ve kimi yerde de  tanrı An'ın kızı olarak gösterilir* aşk ve savaş tanrıçası sayılır. İ.Ö.  V.I. yüzyılda Babil'de Annumitu adıyla anılmıştır.<br />
<br />
Nergal: (Babil) Güneş-tanrı. Aynı zamanda savaş* ateş ötedünya ve doğa  olaylarınıda simgeler. Mezopotamya uluslarının çoğunca tapılmıştır.<br />
<br />
Ningirsu: (Sümer) Savaş-tanrı. Urningirsu da denir. Tanrı Enlil'in  oğludur. Anu'nun kızı olan tanrıça Bo'yla evlidir. Tanrıça Bo* tanrıça  İştar'dan önce Lagaş bölgesinin toprak-ana'sıydı. Savaş tanrının yirmi  dört çeşit silahı varmış ki bunlardan herbiri bir devi simgelermiş.  Ningirsu'nun annesi de Ninlil adını taşır ki Enlil'in karısıdır.<br />
<br />
Ninhur Sag: (Sümer) Kış bölgesi tanrıçası. İ.Ö.III. b.nyılda tapılmıştır. Ninlil ile kardeş çocuklarıdır.<br />
<br />
Ninlil: (Sümer) Tanrı Enlil'in karısı. Nirginsu'nunda annesidir.<br />
<br />
Pazuzu: (Babil) Ateş-peri. Kuş ayaklı* kanatlı ve insan ellidir.  Hastalıkları iyi ettiğine inanılır. Hastaların boynuna onun resmini  taşıyan muskalar asılırmış. İkircikli özelliği olarak güneydoğudan  estirdiği rüzgarlarla vebayıda beraberinde getirdiğine inanılan demon.<br />
<br />
Sin: (Sümer) Ay-tanrı. Sümerlilerin en büyük kozmik tanrısıdır.  Güneş-tanrı Şamaş'la yıldız-tanrı İştarın babasıdır. Evren-tanrı  Enlil'le evren-tanrıça Ninhil'in oğludur. Akad'lar* eski Araplar ve  Hitit'lerce tapılmıştır. Tevrat'ta da onun sözü edilir ve peygamber  İbrahim'in çıktığı kent olan Ur'da onun egemen olduğu anlatılır. Sin*  Sümer inançlarında birinci büyük tanrı üçlüsündendir. Kimi  incelemeceiler bunu Mezapotamya'ya göçeden Sami ulusların etkisiyle  bağlarlar.<br />
<br />
Şamaş: (Babil) Güneş-tanrı. Aslı Sümer'lilerin Utu tanrısıdır. Samiler  onu Şamaş adıyla anarlar. Sümer'lerde yargıç ve yasa koruyucu* Samilerde  savaş ve bilgelik tanrısıdır. Sin'in oğlu* İştar'ın erkek kardeşi hem  kocasıdır. Elam* Mitanni* Asur* Hitit gibi uluslarca da tapılmışdır.  Hamurabi çağında Şamaş'da* öteki tanrılar gibi* Babil kentinin koruyucu  tanrısı Marduk'un bir görünümü* bir belirimi (hipostas'ı) sayılmıştır.  Özellikle kral Nabulhonosor (Buhtınnasr) tek tanrı saydığı Marduk'un  kişiliğinde Sin* Enlil ve Şamaş'ı birleştirmiştir. Ona göre Marduk  karanlıkları aydınlattığı için Sin* egemenlik tanrısı olduğu için Enlil  ve adalet dağıttığı için Şamaş'tır. Hamurabi'ye 282 maddelik bir yasa  dikte ettiren de işte bu Şamaş(Marduk)'tur.<br />
<br />
Şullat: (Sümer) Fırtına ve kötü hava habercisi tanrıça.<br />
<br />
Tiamat: (Sümer) Tuzlu su-tanrıçası. Tatlı su-tanrı Apsu (ya da  Ab-zu)'yla birlikte evrenin ilk varlıklarıdır. Sümer'lerin Enuma Eniş  (Gökyüzünde) adlı yaratılış efsanelerinde evrenin bomboş olduğu bir ön  zamanda bu iki varlığın bulunduğu belirtir. Evren* bütün tanrılar ve  insanlar bu iki varlıktan* eşdeyişle su'dan meydana gelmiştir. Tatlı ve  tuzlu suların birleşmesinden ilkin erkek yılan Lakmu (Lagma biçiminde de  yazılıyor)'yla dişi yılan Lakamu (Lagama biçimindede yazılıyor)  doğuyor.Bunların birleşmesinden de Anşar (Gök. An-sar biçiminde de  yazılıyor) ve Kişar (Toprak. Ki-sar biçiminde de yazılıyor) meydana  geliyor. Tanrılar ve insanlar işte bu gökle yerin birleşmesinden  doğuyorlar.<br />
<br />
Temmuz: (Sümer) Sümer'lerin Dumuzi'sinin Sami'lerdeki adı. Tamuz ve  Tammuz biçimlerindede yazılır ve söylenir. Kaynağı Sümer tanrısı Dummuzi  olan Temmuz giderek Anadolu'da Attis ve Adonis'e dönüşmüştür. Bütün  bunlar bitkilerin ölen ve yeniden dirilen tanrısı'dırlar. Bu tasarım*  doğanın sonbaharda ölüp ilkbaharda yeniden canlanışını simgeler. Bu  tanrılarda doğa gibi* sonbaharda ölüp ilkbaharda yeniden dirilerek aşk  ve bereket getirirler. Sonbaharda ölümleri aşk yüzündendir* kışı yeraltı  ölüler ülkesinde geçirişleri aşk yüzündendir* ikbaharda yeryüzüne  dönüşleri aşk yüzündendir. Sümerlerden Yunanlılara kadar çeşitli  bölgelere ad değiştirerek süregelen bu temel efsanede aşk ve şehvet  doğurganlığın* bereketin* bolluğun simgesi sayılmıştır. Doğal yılın en  verimli ayı sayılan Temmuz ayı da adını burdan alır. Bu tanrının sevgili  ya da karısı da Sümerlerde İanna ya da İnanas* Samilerde İştar ya da  Aştart ya da Aştoret'tir. Kimi anlatımlarda yeraltı ülkesine giden  Temmuz değil* Aştart'dır. Orada tutuklanmış* bu yüzdende yeryüzünde aşk  ve bereket kalmamıştır. İnsanların ve hayvanların üremesi durmuş*  bitkiler açmaz ve tohum vermez olmuştur. Tanrılar bunu önlemek için  kadınsı bir erkeği yeraltına göndererek Aştar'ın yeniden yeryüzüne  dönmesini sağlamıştır. Akad anlatımlarındaysa İştar* genç kocası  Temmuz'u aramak için yeraltı evrenine iner. Sümer anlatımlarında İnanna*  yeraltı evlerinden çıkabilmek için* kocası Dumuzi'yi rehin bırakır. Ama  bütün bu anlatımlarda tanrı ve tanrıçalar kış aylarını yeraltında* yaz  aylarını yeryüzünde geçirirler; ölür ve yine dirilirler* ölmekle  doğadaki canlılığa son verir ve dirilmekle doğayı canlandırırlar.<br />
<br />
Utu: (Sümer) Güneş-tanrı. Ud ya da Ut da denir. Mezapotamya metinlerde  Babbar* Asur ve Hitit metinlerinde Şamaş adıyla anılır. Adalet-tanrı  Kittu ve hak-tanrı Meşarru onun çocuklarıdır. Sümer zincirinde ilkin var  bulunan su'dan An(Gök) doğuyor* sonra Ki(Toprak) ve bunalrın  birleşmesinden Enlil(Hava) doğuyor* işte Nana(Ay)-Utu* (Güneş)-İnanna  (Aşk ve savaş) onun çocuklarıdır.<br />
<br />
Utnapiştim: (Sümer) Sümer'lerin Nuh'u. Babil diliyle yazılan tabletlerde  bu adla anılan tufan kahramanına Sümer'lerin Ziusudra dedikleri  sonradan anlaşılmıştır. Utnapiştim'e Sümer'lerin<br />
Nuh'u demekten daha iyisi Nuh'a Yahudilerin Ziusudra'sı demektir* çünkü  bu öbüründen onbeş yüzyıl öncedir. Şurrupak kentinde kralmış* bilgeymiş  ve rahipmiş. Adının sözcük anlamı &quot;hayatı gören&quot;dir. Ubara-Tutu'nun  oğluymuş. Tufan'ı atlattıktan sonra ölümsüzlüğe kavuşan ve tanrılarca  Dilmun(Cennet)'da yaşamasına izin verilen Utnapiştim aynı zamanda atası  bulunduğu Gılgamış'a ünlü su baskınını şöle anlatır: İnsanlar çoğalıp  gürültü yapmaya başlamışlar. Tanrıların gözüne uyku girmez olmuş. Bunun  üzerine insanları yok etmeyi planlamışlar. Tanrı Ea &quot;önceden verdiği  sözü tutarak&quot; bu karardan Utnapiştim'i haberdar etmiş ve bir gemi  yapmasını sağlamış. Geminin yapımı bitince tufan patlamış. Öğlesine  korkunç bir kasırga başlamışki &quot;tanrılar bile korkularından göğün en  yüksek katına kaçmışlar* orada sokak köpekleri gibi titreyerek duvar  dibine sinmişler&quot;. Altı gün ve altı gün gece boyunca gök ve yer  birbirine karışmış. Öyle ki &quot; cennetin ve cehennemin tanrıları ağlayışıp  durmuşlar&quot;. Yedinci gün başladığında tufan yatışmış* Utnapiştim'in  gemisi de Nisir dağının tepesine oturmuş. Orada gemiden inip adak  kurbanını kesmişler. &quot;Tanrılar tatlı kokuyu alınca dağın başına sinekler  gibi üşüşmüşler&quot;. Tufan'ın düzenleyen tanrı Enlil çok kızmış* tanrı  Ea'ysa kendisinin haber veridiği yadsımış ve &quot;bilge kral Utnapiştim  olacakları düşünde görmüş&quot; deyip işin içinden sıyrılmış. Çaresiz kalan  tanrılar toplanmışlar ve Utnapiştim'le karısına ölümsüzlük bağışlayıp  &quot;çok uzakta&quot; yaşaması için Dilmun'a yerleştirmişler. Bu yüzden Sümer'ler  ona Uzaktaki de derler.</font></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>Oslem</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137890</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bu Köy, MÖ 10.000 Yılından Kalma</title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137355&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 18:48:01 GMT</pubDate>
			<description>*Bu Köy, MÖ 10.000 Yılından Kalma* 
  
Resim: http://i.sabah.com.tr/sbh/2010/08/16/Haber/618210743433.jpg?618339022220   
  
  
16.08.2010  
 ...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Bu Köy, MÖ 10.000 Yılından Kalma</font></font></i></b><br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><img src="http://i.sabah.com.tr/sbh/2010/08/16/Haber/618210743433.jpg?618339022220" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /> </font></font></i><br />
 <br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">16.08.2010 </font></font></i><br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Suriye'de yapılan arkeolojik kazılarda, göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçerken kurulan bir köyün kalıntıları bulundu.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Resmi haber ajansı SANA'nın haberine göre, Hama kentinin Belaas Dağı civarında yapılan arkeolojik kazılarda MÖ 10 bin yıllarında kurulmuş bir köyün kalıntıları gün ışığına çıkarıldı.</font></font></i><br />
<br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Suriyeli ve Fransız bilim adamlarından oluşan ekip tarafından keşfedilen antik köyün mimarisinin Fırat havzası ve Filistin'de daha önce keşfedilen neolitik dönem kalıntılarından farklı olduğu kaydedildi.</font></font></i><br />
<br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Hama Arkeoloji Dairesi araştırmacılarından Abdulselam El Beşemki, antik köy keşfinin Suriye'deki (şimdiki sınırları içindeki) neolitik dönem tarihinin belgelenmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</font></font></i><br />
<br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">El Beşemki, MÖ 10000- 6000 yıllar arasındaki dönemin insanlık tarihi açısından çok önemli olduğunu vurgulayarak, &quot;Bu dönemde, göçebe taş devri topluluklarının yerleşik yaşama geçerek yerleşim birimleri oluşturduğunu&quot; hatırlattı.</font></font></i><br />
<br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Keşfedilen antik köyün bir tarım köyü olduğunu belirten El Beşemki, &quot;tarım köylerinin modern taş devri topluluklarında belirleyici unsur olduğunu ve avcılıktan yiyecek üretimine geçildiğini gösterdiğini&quot; söyledi.</font></font></i></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>SULTAN</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137355</guid>
		</item>
		<item>
			<title>300 Milyon Yıllık Dinozor İskeleti Bulundu</title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137169&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 14:48:30 GMT</pubDate>
			<description>*300 milyon yıllık dinozor iskeleti bulundu* 
  
Resim: http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2009/713920090811114525716.jpg  
  
12 Ağustos...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><i><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><b>300 milyon yıllık dinozor iskeleti bulundu</b></font></font></i><br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2009/713920090811114525716.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></i><br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">12 Ağustos 2010 </font></font></i><br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Almanya'nın Thüringer Wald adlı ormanlık bölgesinde &quot;Bromacker&quot; adı verilen kazı alanında 18 yıldır yapılan kazılarda 300 milyon yıllık bir dinozor iskeleti bulundu. Bugüne kadar yapılan kazılarda 40'tan fazla kemik bulunmuştu.</font></font></i><br />
 <br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Almanya'nın Thüringer Wald adlı ormanlık bölgesinde, 300 milyon yıllık bir dinozor iskeleti bulundu.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Paleontolog Thomas Mertens, Alman ve Amerikalı araştırmacılar tarafından Tambach-Dietharz yöresindeki kazı alanında bulunan 60 santimetre uzunluğundaki iskeletin, bugüne kadar bilinen bir dinozora ait olup olmadığını araştırdıklarını söyledi.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">İskeletin<font color="black"> temizlenme</font> işleminin, ABD'nin Pittsburgh kentindeki <font color="black">Doğa</font> Bilimleri Müzesinde yapılacağı bildirildi.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">&quot;Bromacker&quot; adı verilen kazı alanında 18 yıldır yapılan kazılarda, bugüne kadar 13 dinozora ait 40'tan fazla kemik parçasının bulunduğu belirtildi.</font></font></i></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>SULTAN</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137169</guid>
		</item>
		<item>
			<title>900 Yıllık Bizans Kilisesi Gün Işığına Çıktı</title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137167&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 14:32:34 GMT</pubDate>
			<description>*900 yıllık Bizans Kilisesi gün ışığına çıktı* 
  
Resim: http://img5.mynet.com/ha5/t/tarihi-sapel.jpg  
  
*Antalya´nın Demre İlçesi´nde yapılan...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">900 yıllık Bizans Kilisesi gün ışığına çıktı</font></font></i></b><br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><img src="http://img5.mynet.com/ha5/t/tarihi-sapel.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></i><br />
 <br />
<b><i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Antalya´nın Demre İlçesi´nde yapılan Myra Andriake kazılarında geçen ay bulunan 900 yıllık Bizans Kilisesi´nin tamamı gün ışığına çıkarıldı.</font></font></i></b><br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">12 Ağustos 2010 </font></font></i><br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Demre´de Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Fen ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü tarafından yürütülen Myra Andriake kazılarında bulunan 11´inci veya 12´nci yüzyıldan kaldığı tahmin edilen Bizans Kilisesi´nin tamamı gün ışığına çıkarıldı. Yerin 7 metre altından çıkarılan yapı küçük bir şapel (küçük kilise) özelliği taşıyor.</font></font></i><br />
<br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">10 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde olan kilisenin duvarları ise hala sağlamlığını koruyor. Kubbesinin bir kısmı yıkılmış olan yapının giriş kapısının solunda kabartma haç, sağında ise varlığını günümüze kadar korumuş freskolar (duvar resimleri) bulunuyor. Geçen hafta Demre´yi ziyaret eden Külkür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay´ın da incelediği bu kilisenin ortaya çıkmasıyla Myra Antik Kenti´nin Likya Uygarlığı'nın en önemli 5 kentinden biri olduğu düşüncesi güçlendi.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Restorasyonuna başlanan yapının öncelikle bütün freskoları temizlenecek. Daha sonra üst kısımları kırılmış olan dört kemer restore edilecek ve korumaya yönelik tüm yapıyı içine alacak bir çatı sistemi kurulacak. Ayrıca kilisenin etrafına toprak kaymasını önleyecek taştan bir çevre duvarı da örülecek.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Kazı çalışmalarını yürüten İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Akyürek, &quot;Bu kilise tamamiyle toprağın altında gömülüydü. Şimdi tamamen gün ışığına çıkarıldı. Oldukça ilginç ipuçları çıktı. Örneğin, doğu tarafında sunak masası hala yerinde duruyor. Buranın toprak altında olması şans bir bakıma. Bir tek zeminin üstünde kalan kubbe kısmı çökmüş. Onun dışında her şey sağlam olarak ayakta duruyor&quot; diye konuştu.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">DHA</font></font></i></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>SULTAN</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137167</guid>
		</item>
		<item>
			<title>2200 Yıllık Para Bir Gerçeği Ortaya Çıkardı</title>
			<link>http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137165&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 14:18:00 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Resim: http://img5.mynet.com/ha5/p/para-tarihi.jpg  
 
*2200 yıllık para bir gerçeği ortaya çıkardı!* 
 
*ABD&#8217;li arkeologlar İsrail&#8217;de 2 bin 200...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><br />
<br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><img src="http://img5.mynet.com/ha5/p/para-tarihi.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></font></font></i><br />
<br />
<b><i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">2200 yıllık para bir gerçeği ortaya çıkardı!</font></font></i></b><br />
<br />
<b><i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">ABD&#8217;li arkeologlar İsrail&#8217;de 2 bin 200 yıllık bir madeni para buldu.</font></font></i></b><br />
<br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">12 Ağustos 2010 </font></font></i><br />
 <br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Para büyük bir sırrı da ortaya çıkardı. O dönemde kardeşler arasında evlilikler gayet sıradan bir olaydı.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">İsrail Antika Müdürlüğü başkanı Dr. Donald T. Ariel, ortak düzenlenen kazı çalışmalarında 2 bin 200 yıl öncesine ait bir altın para bulduklarını açıkladı. Ariel, bulunan altın paranın ülke tarihinde yapılan en büyük beş arkeolojik keşiften biri olduğunu öne sürdü.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Ariel, CNN&#8217;e madeni paralar açısından çok büyük bir keşif yapıldığını, paranın çok iyi korunmuş halde olduğunu söyledi. Ayrıca, bulunan paranın İsrail&#8217;de bugüne kadar çıkarılan madeni paralar içinde en değerlisi olduğuna dikkat çekti.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Paranın 27.71 gram ağırlığında olduğunu belirten Ariel, bugüne dek bulunan madeni paraların genelde 4.5 gram ağırlığında olduğunu ifade etti.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Altın paranın Mısır&#8217;ın İskenderiye kentinde Beşinci Batlamyus tarafından döküldüğünü ve M.Ö 191 tarihine ait olduğunu bildirildi. Yapılan keşifle, İsrail&#8217;de Batlamyus dönemine ait ikinci altın para bulunmuş oldu.</font></font></i><br />
<b><i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">KRALİÇE&#8217;NİN PORTRESİNİ TAŞIYOR</font></font></i></b><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Paranın bir yüzünde Kraliçe Arsione İkinci Ptolemaios&#8217;un portresi, diğer yüzünde ise birbirine benzeşen boynuz benzeri süsleme bulunuyor. Paranın, kullanıldığı gün 100 dirhem gümüşün değerine denk geldiği belirtildi.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Ptolemaios kelimesinin anlamı &#8220;erkek kardeşlere özgü sevgi&#8221; anlamını taşıyor. Kraliçe Arsione, unvanını ikinci kocası olan İkinci Batlamyus&#8217;tan almıştı. Batlamyus aynı zamanda Arsione&#8217;nin kardeşiydi. Arsione, ilk olarak Büyük İskender&#8217;in generallerinden Trakya kralı Lysimakhos ile 15 yaşında evlenmişti.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Yetkililer, paranın Michigan ve Minnesota Üniversitesi akademisyenlerinin düzenlediği ortak kazı çalışmasında, 26 Haziran tarihinde bulunduğunu açıkladı. Ariel, paranın Hellenistik Döneme ait idare binasındaki depo odasıyla mutfağı birbirinden ayıran duvarın altında gömülü bulunduğunu belirtti.</font></font></i><br />
<i><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Ariel, paranın sahibi tarafından gizlice gömülmüş olabileceğini veya paranın sahibinin bir nedenden dolayı parasını oradan çıkaramamış olabileceğini belirtti.</font></font></i></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.foryouforum.com/forumdisplay.php?f=976">Mitoloji / Arkeoloji</category>
			<dc:creator>SULTAN</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.foryouforum.com/showthread.php?t=137165</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
